Hazır Kap Sistemleri mi, Termoform Makinaları mı?

Yeni bir üretim hattına yatırım kararı verildiğinde firma yöneticileri ve AR-GE ekiplerinin ilk çatışma noktası genelde şudur: “Hazır kap dolum hattı mı kuralım, yoksa termoform ile tamamen üretimi kendi bünyemize mi alalım?” Bu soru ilk bakışta sadece ambalaj tipi tercihi gibi görünür. Ama aslında üretim stratejisi, lojistik kurgusu, maliyet yapısı ve uzun vadeli büyüme planı ile direkt bağlantılıdır.

Hazır kap sistemleri (örn: Tray Liner veya Tray Rotary) daha hızlı devreye alınabilir, format değiştirme süresi kısa, eğitim ve operatör geçişi daha rahattır. Hazır kap alırsın, bandı açarsın, doldur & yapıştır gidersin. Bu nedenle çok SKU’lu firmalar için “operasyonel esneklik” açısından büyük konfor sağlar. Sos, dip sos, yoğurt benzeri kategorilerde pazarda “seri varyantlı” çalışan üreticilerde bu sistemlerin hâkim olması tesadüf değildir.

Termoform tarafı (Form-Seal / AT-FS gibi) ise başka bir dünya açar. Kap kalıbını kendin basarsın. Film bobinden kap üretirsin. MAP (vakum + gaz) yapabilirsin. Raf ömrü uzar. Birim maliyet ciddi düşer. Ama bu gücü elde etmek için tasarım, proses, mold mühendisliği ve belirli bir üretim disiplini gerekir. O yüzden termoform hatları “yüksek adet, uzun dönemli plan ve endüstriyel olgunluk” isteyen firmaların silahıdır. Et, peynir, hazır yemek, medikal steril ürünler… bu grup zaten termoform tarafına doğal olarak yaslanır.

Bu yüzden aslında doğru soruyu şöyle formüle etmek gerekir: “Benim ürün portföyümün % kaçı yüksek adetli, % kaçı sık varyant değişimi gerektiriyor?” İşte buradaki dağılım stratejiyi belirler. Ve çoğu zaman ideal çözüm “tek taraf” değil, karma modeldir. Yani belli SKU’lar hazar kapta, uzun dönemli SKU’lar termoformda yürütülür. En verimli şirketler bunu çok iyi harmanlayan firmalardır.

Yardıma mı ihtiyacınız var?

WhatsApp'tan iletişime geçin

whatsapp icon